ANA SAYFAYA GiTMEK iÇiN TiKLa..





 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 AÇILMAYAN KAPILAR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
BASKAN
Admin


Mesaj Sayısı : 19
Kayıt tarihi : 20/06/08

MesajKonu: AÇILMAYAN KAPILAR   Çarş. Haz. 25, 2008 3:47 pm

Yazar Adı: Mazlum GÜLER

Yazar İletişim: mazlumguler@mynet.com






Şimdi bahar zamanıdır terkedilmiş kardelenler diyarında. Gölgesinde oynadığımız, ıslık çaldığımız meşeler, yaprağa durmuştur. Kekik ve kenger kokusu pepuk kuşunun ağıtlarına eşlik etmektedir. Çayırlar yeşil yeşil, dereler gürül gürül akmaktadır kalbine baharın. Bahar doludizgin dağlara yürümüştür. Güneşin kızıl mızrakları hayat taşımaktadır doğanın kalbine. Orada bahar biraz da umut mevsimidir aslında. Zemherinin tutsaklığından kurtulabilmiş ne varsa bahara çıkabilmenin tarifsiz mutluluğunu taşır damarlarında.

Oysa biz umutlarımızı çoktan kurban ettik amansız sürgünlere ve acımasız talanlara. Seyyah kuşlar gibi sürgün mevsimindeyiz, doludizgin hüzün mevsimindeyiz kendimizi bildik bileli. Hem de zamanı gelmemişken, hem de bu göçü hiç istememişken bulmuşuz kendimizi uzak kentlerde. O diyarları terkedeli kaç zaman geçti, kaç mevsim değişti, kaç bebek kulaklarında bomba sesleriyle uyandı, kaç çığlık parçalandı çarparak dipsiz uçurumlara unuttuk hesabını. Biz içimizde büyütürken firari dağ hasretini, sesi hep boşluk. Çünkü sesimizin yankısı dostlarımız çoktan terketti o diyarları. Kimi sonsuza, kimi uzak diyarlara çekip gitti. Artık kapılar kör, kapılar sağır ve kapılar ölümüne kapalı.

Neredesiniz diyorum uyanıp kan uykulardan. Nereye gittiniz? Açılmayan kapılardan dönen adresi yitik mektuplar üşüşüyor umutlarıma. Şimdi pepuk kuşu yalnızca kardeşinin yasını değil, öksüz kalmış ceylanların yasını da tutuyor. Bu artık hüzünlü bir hikayeden çok öte bir haykırıştır artık. Bu dağlar eski coşkulu türkülerini unutmuş. Sıcak bir dost selamını almaz olmuş. Koynunda uyuduğumuz, sırrımızı ve en masum sevdamızı paylaştığımız yamaçlar eski şefkatinden çok uzak şimdi. Nereye baksam nerede diz çöküp toprağa uzansam o eski tılsımlı sıcaklığı yok.

Buz gibi karanlıklar çöküyor içime. Cevabını bilmediğim yüzlerce soru dönüp duruyor beynimde. Kimden sormalı şimdi bu hasretin hesabını. Soramıyorum kimseye çünkü bir ben varım bu puslu yalnızlıkta birde kimsesizliğim. Dili tutulmuş hüzzam bir sessizlik kaplamış her yeri. Turnalar semah dönmez olmuş. Dere kenarlarında kırık değirmen taşları yorgun yatıyor. Buğday öğütmüyor artık salkım söğütlerle hüznünü öğütüyor, kıl çuval diplerinden kokusu bile silinmiş düşlerimizi öğütüyor şimdi gözyaşında. Peglerin avlusunda hoyrat devedikenleri. Babamın nasırlı ve bereketli elleriyle beslenen ocaklar tütmüyor artık. Meşe közünde demlenen çayın buğusu yok. Bir kez daha haykırıyorum tüm çığlığımla. Sesim içimi yırtıyor duymuyor kimsecikler. Sonra bir bir dökülüyor dizeler dilimden,


Bir adres daha silindi ömrümüzün yırtık sayfalarından
Bir mektup daha döndü açılmayan kapılardan
Her gün biraz daha incelen ömrümüzün defteri
Yalnızca paslı anıları çoğaltıyor
Ve kederli yenilgileri.
Hiç açılmamış çiçekler gibi
Yaşanmamış zamanlar bırakıyoruz arkamızda.
Bir dostun henüz tükenmemiş gülüşü asılı kalıyor
Savrulup giden ömrümüzün kurumuş dallarında.
Hep birlikte yüklendiğimiz bu hayat
yıkılan her direkten sonra
Biraz daha ağırlaştırıyor yükümüzü.
Aşkımızla kuşattığımız kaleler bir bir düşerken
Yenilgilerimizin borazan sesleri duyuluyor,
Ve bu sesler her gün biraz daha çoğalıyor.

Oysa düşleri sevdalı birer savaşçıydık biz
Yeneriz sanıyorduk bu sürgün hayatını
Okyanusları dolduran biz sanırdık,
Ormanları yeşerten alınterimizdi,
Ve uyanmazsak sabahları güneş doğmaz sanırdık
Bölüştükçe çoğaltırdık ekmeğimizi
Bir tas şarabın aşkıyla sevgililer düşlerdik uzaklarda
Meşelerin bulutlarla öpüşmesi kamçılardı
damarlarımızdaki sevdayı

Oysa şimdi yenilmiş savaşların izleri gözlerimizde
Ve alnımızın çizgileri ürkütüyor bizi.
Bu kalabalık yoldan geriye kalan
Son kalemiz düşmek üzere,
Son adres çoktan silindi
Ve son mektup paramparça.......


Çoğalan hasretimde insana dair ne varsa silinmiş bu kardelenler diyarından. İzi tozu kalmamış sazlı sözlü sohbetlerin. Uçsuz bucaksız bir cennet ülkesi yatar boylu boyunca sessiz ve kimsesiz. Ben sırtıma tüm hasretimi vurup yalınayak aştım bu yolları. Tek umudum yüzünüze yüz sürmek ve doyasıya söyleşmekti. Oysa yoksunuz. Sizin arkanızdan çakallar uluyor şimdi. Yerinden sökülmüş dağlar kadar büyük boşluğunuz.

Şimdi alıp dağlar kadar büyük yüreğimizi serelim upuzun çayırlara. Şevkatimizle büyütelim nergisleri ve terkedilmiş kardelenleri. Başka iklimlerin meltemi vursa da yüzümüze yine de aynı göğün ezgisinde ıslanır yüreğimiz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
AÇILMAYAN KAPILAR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Genel Konular :: Serbest Kürsü-
Buraya geçin: