ANA SAYFAYA GiTMEK iÇiN TiKLa..





 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İŞTE ALEVÎLİK İŞTE MU (1)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
aydo_62



Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 22/06/08
Yaş : 27

MesajKonu: İŞTE ALEVÎLİK İŞTE MU (1)   Paz Tem. 06, 2008 12:17 am

İŞTE ALEVÎLİK, İŞTE MU (1)


İncil Tevrat Kuran hatmin bulacak
Senesi gelince ayırt olacak
Gözleyin cihanı neler olacak
Çürükle sağlamın seçeniyiz biz
Postnişin Hüseyin Fevzi


Mu, Luviler ve Alevîler!

Yazdık, söyledik! Alevîlik İslam değilse bu yapısı ve farklılığı nereden geliyor? Kimi özelliği şu dinden, kimisi bu öğretiden ve kimisi bu inançtan deyu çırpındık durduk!

Evet işte Alevîlik ve işte Mu!


KAYIP KITA MU:

>>>“6 kaan yılı zak ayı II Maluk günü başlayan korkunç yer sarsıntısı, 13 Şuen’e kadar devam etti. Mu Kıtası felakete kurban gitti. Mu ülkesi iki kere kalktıktan sonra bir gece çöktü, üstünü sular kapladı. Toprak birkaç defa havaya kalktı ve oturdu. Felaket, 64 Milyon insanın ölümüne sebep oldu.” Mu Zak ayının 13. Cuma günü batmıştı. O günden sonra insanlar 13’ün uğursuzluğuna inandı.<<<(1)
(1)Theotihuacan Palenk Mabedi Piramidi, Meksika

64 Milyon insan bir anda yok oldu. Nerede ise bugünkü Türkiye nüfusu kadar insan yok oldu. Düşünün! 64 Milyon insan! Unutulacak kadar basit bir olay değil.

Mu, yani Güneş İmparatorluğu 50 milyon Km karelik toprağı olan bir ada idi. Türkiye toprağının 60 katı kadar büyüktü. 10 halk (kaynak: j.Churhward ve platon) yaşardı. Nüfusu 64 milyondu. Bulunduğu konum Pasifik okyanusu idi. Amerika kıtasına yakındı. Avustralya kıtası ile Amerika kıtası arasındaydı.


MU’NUN, DİNİ YAPISI VE İNANÇLARI:

Bilindiği üzere Mu gerçeğini ortaya çıkaran J. Churchward adlı bir İngiliz Albayı idi. 75 yaşında ölmüş ve hayatının 50 yılını Mu için harcamıştır. Naakal tabletlerini bulunca ve onların üstüne çalışınca dünya tarihi ve dini yapısı tamamen değişti diyebilirim.

>>>Churchward, 15bin yaşında olduklarını belirlediği Naakal tabletleri evrenin başlangıcı ve ortaya çıkışı konusunda ayrıntılı öngörüler içermekteydi. Bu tabletlere göre;
Evrenin başlangıcında sadece Ruh vardı. Daha sonra sadece bu ruhtan, bir kaosun hakim olduğu uzay var oldu. Zamanla kaos yerini giderek düzene bırakmaya başladı ve uzaydaki şekilsiz ve dağınık gazlar bir araya geldi. Bu gazlar güneş sistemlerini ve gezegenleri oluşturmak için katılaştı. Katılaşma sırasında önce hava, sonra su oluştu. Sular dünyayı kapladı. Güneş ışıkları havayı ve suyu ısıttı. Bu ışıklar ve toprak altındaki ateş, üzerinde su bulunan toprakları yükseltti ve bunlar açık toprak oldu. Güneş ışıkları suyun içinde ve balçıkta kozmik hayat yumurtalarını (RNA-DNA) oluşturdu. İlk hayat sudan çıktı ve tüm yer yüzüne yayıldı. Mu’nun yaratılış efsanesinin, günümüzde geçerli olan evren ve yaşamın oluşumu teorilerine şaşırtıcı derecede benzerlik göstermesi dikkat çekicidir.
Churchward, tüm dinlerin ilk ve ana kaynağının Mu dini olduğunu düşünüyordu. <<<(2)
(2) Sinan Meydan, Atatürk ve Kayıp kıta Mu

Her satırı dikkatle okursanız Alevîlik kabullerine ne kadar uygun değil mi? Hatta birebir aynı.
Şunu bir daha okuyun: Güneş ışıkları suyun içinde ve balçıkta kozmik hayat yumurtalarını (RNA-DNA) oluşturdu. Bugün bile D vitamini güneş ışığı görmeden vücutta aktif hale gelmiyor. DNA’nın bugün insan için ne anlam taşıdığı bilinen bir gerçektir.


Ve Alevî Pirlerinin söylediği:

>>> Dünyanın doğuş alanına gelmesi, güneş ile olmuştur. Güneşin doğum yapmasına Kızılbaş Alevîlik “cemre” yada “kozi” demiştir. Dünya vücut olunca ondan bitkiler, ondan hayvanlar ve ondan da insan doğuş yapmıştır. Böylece yedi doğuş tamam olmuştur. <<<(*)
(*) Haşim Kutlu, Kızılbaş Alevîlikte Yol Erkân Meydan


Hakkın gevherinden Arşın Nur’undan
Ondan hâsıl oldu Güruh-u Naci
Kul Himmet


Yedi kat Arşta asılı
Kandildeki Nurdan gelirim
Pir Sultan Abdal


Katre idim şimdi ummanlar oldum
Arştaki kandilden nurdan gelirim
Kul Nesimî


Kul Nesiminin dediği gibi katre yani damla idim suda, sonra güneş ışığından geldim okyanus oldum… Arştaki kandil güneş ve Nur, yani ışık.. Güneş ışığından sudaki damla………… Çok şaşırtıcı değil mi? Evet ben öylece kalakaldım! Çünkü bu benzerlik olamaz belli ki birebir aynı inançtır.
Alevîliğin İslam ile ilgisinin olmadığı bu satırlardan anlaşıldığı gibi, Mu dini ile benzerlikleri bununla da sınırlı değildir. Mulular Hakkı sembollerle tarif ederler ve ona öyle yaklaşırlardı.

>>> … 6 köşeli yıldızın dışındaki çember, dünyadan başka alemlerin de bulunduğunu, bunun dışındaki 12 fisto ise, insanın uzak durması gereken 12 kötü eğilimi simgeler. İnsan ruhu, diğer alemlere geçmeden önce bu 12 dünyasal kötü eğilimden kurtulmak zorundadır. Aşağı doğru inen sekiz şeritli yol ise, ruhun Tanrıya ulaşması için tırmanması gereken aşamaların ifadesidir. Ruh, en alt kademeden , cansız varlıktan mükemmele, yani Kamil İnsana ulaşmak zorundadır.<<<(3)
(3) Sinan Meydan, Atatürk ve Kayıp Kıta Mu

Bu benzerliklerin tesadüf olmadığına açıkçası inanıyorum. Bu noktada önemli olan Mu’dan çok Luvi’lerdir. Çünkü Mu batmadan önce sadece Ada’da değillerdi. Kolonileri vardı. Maya, Atlantis bu kolonilerden bazılarıdır. Luvilerin Asya’dan Anadolu’ya göç ettikleri düşünülüyor. Bu inançları beraberinde getirdikleri çok gerçekçidir.
Ruhun cansız varlıktan mükemmele ulaşma inancı hakimdir. Bu Alevîlik kabulü ile birebir aynıdır.


>>>Alevi - Bektaşî yazınında bir de “Devir” kuramı vardır. Bu kurama göre, Gayb Âlemine, yani madde âlemine düşen varlık, önce cemat (cansızlar), sonra bitki, daha sonra hayvan, en sonra da insan biçiminde görülür. Bu aşama ve evrelerden geçer. Toprak - Ateş - Hava - Su ana dörtlüdür. Bu dört öğeden geçen insan, asıl gerçeğinden haberli olmak ve aslına kavuşmak isteğinde bulunur. Ondan sonra derece derece yükselerek, çeşitli aşamalardan geçerek Hakk'a yani Tanrı'ya kavuşur. Bu bir çeşit “iniş ve çıkış” tır <<< (*)
(*) İSMAİL ÖZMEN


Dört kitapta yoktur bu ilim inan
İlm-i Devriyedir bu bir sırr-ı kan
Bulup bir mürşid-i kamil û irfan
Okuyup bu dersi âyana geldim
Pir Hüsnî

Evet canlar! Sizce bu kadar benzerlik tesadüf olabilir mi? Hiç sanmıyorum. Bana mutluluk veren şey ise Alevîliğin Serçeşme olduğunun kanıtı olması. Çünkü İlk insan Mu’da var olmuştur. İlk din Mu’da ortaya çıkmış. Alevîlik Luvilerden ve doğal olarak Mu’ya da dayanıyor demektir. Bu durumda Alevîlik tüm dinlere kaynaklık etmiş ve Serçeşmedir demektir.

Alevîliğin Devir kuramının olduğu bir gerçektir. Pir Hüsni’nin de dediği gibi bu kuram semavi dinlerde kesinlikle yoktur. Bu durum Alevîliğin herhangi bir dinin yaması, mezhebi olmadığının kanıtıdır. Devir kuramı yaratılışı ve cennet-cehennemi reddeder. Kemale ulaşma kabuldür.

Alemde Meşud olan bu devran
Tekamül içindir kemale doğru


>>>Naakal mabetlerinde AY, bir sembol olarak GÜNEŞİN hemen yanında yer alırdı. Hem baba, hem Ana olan Tanrının ERİL sembolü GÜNEŞ, DİŞİL sembolü de AY’DIR. Kozmik diyagram üzerinde de görüleceği gibi üçgen’in ve ÜÇ sayısının önemi büyüktü.<<< (4)
(4) J. Churchward, Mu’nun Kutsal Sembolleri

Ay, dişil sembol ve Güneş eril sembol. İlginç. Eril ve Dişil… Bu sembolleri daha iyi anlayabilmeniz için Üçleme çöktü adlı yazımı okursanız daha da faydalı olacaktır.

Ay= Ali yani Dişil
Güneş= Muhammed yani Eril

Ay Alidir Gün Muhammet
Üç yüz altmış altı sünnet
Balıklarda suya hasret
Çarka döner göl içinde
Pir Sultan Abdal

Hakk-Muhammed-Ali üçlemesinin zahiri olduğunu; batınen Ali’nin Fatıma’da bir edildiğini söylemiş ve oradan da aslının Hakk-Naci-Naciye olduğunu söylemiştik. Hakk zaten belli iken Zahiren Muhammed’in; Batınen Naci(Şit)nin ERİL olduğunu ve Güneşi temsil ettiğini; Zahiren Ali’nin; Batınen Fatıma’yı yani aslen Naciye’yi temsil ettiğini, DİŞİL olduğunu ve AY’ı temsil ettiğini söyleyebiliriz. Bu durumda Ay Ali’dir (DİŞİL) Gün Muhammed’dir (ERİL). Bu benzerlik yada bence aynılık, Alevîliğin inancıdır ve birebir Mu inancı ile benzerdir. İslam’ın, Yahudiliğin vs böyle bir kabulü yoktur.


Haşim Kutlu Hakk-Naci-Naciye üçlemesi için şunu söylemişti:

>>>Kızılbaş Alevî filozofyasında, yaratılış bakımından “ teklikte çokluk, çoklukta teklik” diye bir anlayış ve kavrayış düzeyi bulunmaktadır. Bu belirleme de Hakk hem doğan hem de doğuran bir sıfatla anlam alanına çıkmıştır. Doğan ve doğuran bir bütündür. Bütünün kendinde olan doğma ve doğurma yasasına uygun olarak kendisini gerçekleştirmesi için, kendindeki üç kuvvet (uknum-teslis-üçleme) rol oynar. Bu kuvvetler:ERİL, DİŞİL VE RUHkuvvetleridir. Bu kuvvetlerin birleşmesi; kendinde düşünce, kendinde söz ve kendinde iş iradesiyle mümkün olur. Birleşmeyi bu irade gerçekleştirir ve “kendini bilme iradesi” DOĞUŞ alanına çıkar. Kendinde var olan düşünce-söz ve iş iradesi tek iradedir. Üç kuvvet yani eril, dişil ve ruh bu irade içindedir. Ve “BİR”dir. Burada bir olan, noktayı vahittir ve “ANA”dır. Doğuş yapan anadır. ÇOKLUK KENDİNİ BU DOĞUŞLA gerçekleştirmiştir.<<<

Pir Sultanım bu bir sırdır
Ayda nurdur günde nurdur
Hakk Muhammed Ali birdir
Üçü sırdır bir NUR içinde
Pir Sultan



Tüm çabalar, Alevîliğin yada Alevî erkanının, yolunun kaybolmasını engellemeye çalışmak içindir. Bilgisizlik veya sadece İslam toplumu içinde yaşıyor olmamız, Alevîliğin her kabulünün İslam’a göre yorumlanmasına veya zorla uyarlamaya çalışmakla geçiyor. Buna artık birilerinin engel olması gerekiyor. Alevîlik İslam’ın bir kolu, yolu, mezhebi falan değildir. Bunları ortaya koymaya devam edeceğim. Keşke daha büyük imkanlarım olsa ama işte… sadece daha güçlü birilerinden medet ummak ile geçiyor zamanımız. Alevîliğin tüm gerçekleri zamanla birebir ortaya çıkacaktır. Yeter ki bizler araştırmaya devam edelim ve körü körüne bağlanmaktan, sorgusuz kabul etmekten vazgeçelim. O zaman inanıyorum ki çiğdem toprağı haklayacaktır.

Devam edecek...


Aşk İle

GERÇEĞİN DEMİNE HÛ ( O )

ENE’L HAKK
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
İŞTE ALEVÎLİK İŞTE MU (1)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Genel Konular :: Serbest Kürsü-
Buraya geçin: