ANA SAYFAYA GiTMEK iÇiN TiKLa..





 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ALEVÎLİK Mİ; YOKSA BEKTAŞİLİK Mİ?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
aydo_62



Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 22/06/08
Yaş : 27

MesajKonu: ALEVÎLİK Mİ; YOKSA BEKTAŞİLİK Mİ?   Paz Tem. 06, 2008 12:28 am

ALEVÎLİK Mİ; YOKSA BEKTAŞİLİK Mİ?


Hiç uzatmadan cevabımı vereyim:

Elbette Alevîlik.

Pir Hünkârın yolu Alevîliktir. Pir, Bektaşilik adıyla bir tarikat kurmamıştır. Kurulan tarikatın Osmanlının, Alevîliği İslama yaklaştırma amacıyla kurulduğu, bugün çok daha iyi bilinen bir fenomendir. Özellikle 16. yy ve sonrası dönemde bu daha da belirgin hale gelmiştir.
Osmanlının ve doğal olarak halifenin kendi gücünü kullanarak, Alevîliği; Bektaşilik aracı ile asimile etmeye çalıştığı ve kontrol altında tutmaya çalıştığı bir gerçektir.
En sert ifademle: Bektaşilik, Alevîliği İslama yakınlaştırmaya çalışmış ve Alevîliğin önünde resmi ideoloji hegemonyasında olan bir devlet ve asimile tarikatıdır. Çok mu ağır oldu? Evet.. Ama samimi olan ve öz Alevîliği yaşayan insanlar yok muydu? Kesinlikle vardı; ama bu, 16.yy hilafetle birlikte gelişen Bektaşiliğin bu durumunu değiştirmiyor.
Bunun en açık örneği Dede Babalardır. Yanılmıyorsam 28 dede-baba vardır. Benim bu anlatmaya çalıştığım durumun en meşhur ve talihsiz örneği 28. dede baba Bedri Noyan’dır.
Aşırı milliyetçi bir dede-baba! Pir Hünkara utanmadan Din Türkçüsü diyebilecek kadar Alevîliğe ihanet edendir. Çok mu ağır oldu? Hiç de değil; tersine az bile. Alevîliği resmi ideolojiye peşkeş çeken herkese diyecek sözüm elbet vardır. Ağır sözler elbette bunlar.

Bektaşilik Pir Abdal Musa döneminde elbet masumdur. 14.yydır. Ama ne zaman 16. yy geldi ve adına lanet olsun Yavuz 43 bin Alevî’yi katletti, işte o zaman dizginleri eline aldı ve o gün bugündür İslam içinde bocalanıp duruyoruz. Sağ olsun bazı dede-babalarımız bu resmi ideolojiye ve onun emirlerine uydu ve uymayanlar Turabî Baba gibi sürgün edildi.,

Bektaşilik 16. yyda Yavuz ile birlikte devlet hizmetinde koşturulmuş, Osmanlı İslam’ının basit bir barınağı haline gelmiş, bir asimile tarikatına dönüştürülmüştür. Dede-Babalık denen yapılanma bunun temsilciliğini yapmıştır. Yahu Namık Kemal bir Bektaşi’dir. Duyan var mı? Vardır. Ne alakası var Namık Kemal’in Alevîlik ile? Yok… Bektaşiliğin ne hale getirildiğinin açık bir ispatıdır bu adam. Ama şu var ki Pir Hünkarın, Bektaşiliği kuran Abdal Musa’nın, Hubyar Sultan’ın işleği, süreği Alevîliktir. Benim dem vurduğum bu şikayet 16. yy sonrası Bektaşiliğidir. Bu dönem Bektaşiliğin merkezi, Osmanlı Başkenti olan İstanbul’dur. Anadolu ile pek bağı olmayan resmi tarikat halindedir.

Alevîlik ve Bektaşiliği iyi bilmek gerekir. Bektaşilik bir yol değildir sanıldığı gibi. Bir derleme, çorbadır. Osmanlının zorlamasıyla ve gücüyle oluşturulmuş-saptırılmış bir çorba…

>>> Biraz bugünkü Hıristiyanlıktan, biraz şia, biraz Hanefi mezhebi, biraz Müslümanlık, biraz Kızılbaş Alevîlikten derlenmiş bir tarikattır Bektaşilik, başlı başına bir yol değildir… Oysa Kızılbaş Alevîlik ne mezheptir ne de Tarikat.<<< (*)
(*)Haşim Kutlu, Yol Erkan Meydan



Beyhani'yem bizi esma'dan sorun
Çarmıha gerilmiş İsa'dan sorun
Bin bir kelam veren imra'dan sorun
Hem Musa, hem Tursina ağladı
Beyhanî


Şunu asla unutmayın: Pir Hünkar Bektaşilik adıyla bir tarikat kurmamıştır. Pir Hünkarın adıyla kurulmuş olması onun “eleştirilmesi imkansızdır” demek değildir. Zaten başımıza ne geldiyse uluları kullanarak getirtilmiştir.

Taha Akyol milliyet gazetesinde çıkan yazısında, Bedri Noyan’ın eserini tanıtırken şöyle diyor:
“Kitap Osmanlı - Bektaşi ilişkilerini çok güzel anlatıyor ve II. Mahmud’a kadar Osmanlı ile Bektaşiliğin iç içe olduğunu belirtiyor. (Sf. 410 )”
2. Mahmud (lanet olsun) dönemine kadar iç içe imiş. Hadi bugünde olalım ve kardeş olalım, sonra sizi yüzünüze gülerek asimile edelim. 1826 yılına kadar iyide 1500 yılı yavuz dönemi nasılmış acaba? Hele kanuni dönemi? Ve sonrası oğullar dönemi?

Sormakla bitmez. Bu kadar Alevilik hayranı iseler neden bu Osmanlı ile iç içelik söz konusu olunca Alevîlikten bahseder oldular? Takdir sizin.

Taha Akyol yazısında dilinin altındakini ise çıkarmakta gecikmiyor:
“Önsözde "Bektaşiliğin doğaüstü düşünceleri bir yana itip doğal düşüncelere gerçeğe yer verdiğinin" söylenmesi Bektaşiliği dar bir pozitivizme hapseder, ‘gerçekçi’ de değildir: Bektaşi menkıbeleri evliya ve kerametlerle doludur.
Beşinci ciltte, yayıncı Keçeli’nin 28 Şubat övgüsüyle esere siyaset katmasını yadırgadım. Atatürk’ün Bektaşi tekkelerini "seddetmeyi" (kapatmayı) düşünmediği görüşüne de katılmıyorum.” (milliyet Gazetesi Ağustos 2002)

Diyor Taha Akyol efendi. Osmanlı ile iç içe durum, asimilelik amenna; ama iş birkaç Alevîliğin özünü anlatan fikre geldi mi “ heyyy dur orda resmi ölçütte sana izin var” deniyor hemen… Mantık bu. Her yan hile, çirkef dolu. Artık bu işlerden midem bulanıyor.

Asıl söylemek istediği ise Arkadaş Bektaşilikten söz ediyorsun. Osmanlıvari konuş yoksa hıııı!
Deyiveriyor hemen.

İnternetten bir kaç yıl önce edindiğim bir yazı, kime ait olduğunu bilmiyorum:

“Alevilik söz konusu olduğunda karıştırılan temel konulardan bir tanesi de Alevilik, Bektaşilik ilişkisidir. Alevilik ile Bektaşilik aynıymış gibi gösterilir. Kurucusu olarak gösterilmek istenen Hacı Bektaş Veli (1207-1273) Aleviliğin Ocak geleneği içerisinde yer alan Pir'lerdendir. Alevidir. Kendisi kendi adına "tarikat" kurmamıştır. Bektaşilik sonraları onun adına kurulmuştur. Alevilikle islamı uzlaştırma amacıyla oluşturulmuş bir devlet tarikatıdır. Aleviliğin önüne konulmuş bir asimilasyon kurumudur. Resmi ideolojinin bir varyasyonu olarak 'devlet Aleviliğini' örgütlemektedir. “

Bektaşiliğe ağır bir yük mü yükledik? Hayır. Gerçek bu. Ben neden batı Anadolu Alevîleri ile Dersim, Maraş, Çorum, Sivas Alevîlerinin bu kadar farklı ve bir nevi aykırı oldukları gerçeği karşısında hep şaşmış ve hayrete düşmüşümdür. Batı Anadoluda Alevî yok mu? Elbette var ama büyük bir çoğunluğunun Bektaşi olduğunu ve Osmanlının direkt hüküm sürdüğü şehirlerde yaşadıkları ve bugün bir çok köylerinde imamsızda olsa Cami olduğu unutulmasın. Doğu Alevileri pek öyle değildir. Çünkü Osmanlı oralara kolayca ulaşamamıştır.

Bektaşiliğin tarihi seyri ile Alevîliğin tarihi seyri aynı değildir. Hele Alevilerin tarihi seyri ile Bektaşilerin tarihi seyri daha da farklıdır. Öz be öz Alevî olup, Bektaşi babalığı yada dedebabalığı yapmış samimi, Alevîliğe direkt bağlı ve bu olumsuz havanın dışında olup, direkt Alevî bakış açısıyla duran pirler yok muydu? Elbette vardı ve zaten bu pirler sayesinde Bektaşilik kendi kaynağından, özünden tam olarak kopmamıştır. Olumsuz ve resmi bakışı yine de durmuş, tamamen kendi bakış açısı kişisel bağlılıklara kalmıştır. Turabî Baba bunun en güzel örneğidir. Resmi gidişata uymadığı, Alevîliği Bektaşilik içinde yaşadığı için fermanla sürgün edilmiş ve sürgünde hakka yürümüştür. Sürgünde ölmeyecek olan Bedri Noyan gibilerdir. Alevîliği İslam’a ve resmi ideolojiye peşkeş çekip bir el burunda, bir el donda yürümek elbette makbuldu.

Kısacası; anlatmaya çalıştığım temel şey Bektaşiliğin temel yapısını, gidişatını, tarihini bilmek bugün Alevîliğin geldiği noktayı anlamakta yardımcı olacaktır. Alevîliğin bugün içinde bulunduğu olumsuz durumun nedenleri arasında Bektaşiliğin bu tamda bilinmeyen yapısının olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Bektaşilik ve Alevîlik asla aynı değildir. Bektaşilik karma bir tarikattır. Resmi kökeni vardır. Tamamen Alevîlikten bağımsız değildir; ama tamamen Alevîlikte değildir. Bektaşilik Alevîlikle İslam dinini uzlaştırma amaçlı bir devlet tarikatıdır. Hangi samimi kaynağa başvursanız bunu söyleyecektir size. Bektaşiliğin 16. yy sonrasında oluşan seyri ve yapısı budur. Osmanlı kurulmadan 28 yıl önce hakka yürüyen Pir Hünkarın yeniçerilerin piri yapılması ise tamamen Osmanlının siyasi bir kurnazlığıdır. Başarıya bir nebze de olsa ulaşmıştır. Bektaşiliğin siyasetle ve askerle iç içe olmasına neden olmuştur. Balkanlar da dahil bu nedenle Bektaşilik yayılmıştır ve Alevîlikten bu yönüyle kopmuştur.

Bu yazının tepki çekeceğini biliyorum. Batı Anadolu Alevîleri ile Doğu Alevîlerinin bu çelişkili durumlarının bir nedeni de Bektaşiliktir. Alevîliği yaşayan herkes ortak düşünür ve birbirinin aynısını söylüyor. Bektaşi olduğunu söyleyen insanlar ile tamamen farklı olduğumuzu görüyorum. Bektaşiliğe bu yüzden son zamanlarda daha fazla yöneldim.


Bakın Prof. İrene Melikoff ne diyor:

*Dinlerin aydınları kendi inançlarından halkı etkilemeye, örgütlemeye çalışır. Bektaşiler Alevilerden kendilerini sakındılar. Önemli Bektaşi babaları, "biz Alevi değiliz" diyordu.
Çünkü onlar tarikatlaşmış. Esasta aynılar ama ayinlerinde bazı farklar var. Semah yok, müsahiplik yok. Yeniçeriler ile Bektaşiler arasında sıkı ilişkiler vardı. 1826'da Yeniçeriler ortadan kaldırıldı. Bektaşi tekkeleri kapatıldı, sürgün edildiler, öldürüldüler. O zaman Bektaşiler kendilerini korumak için Far - masonluğa girmeye başladılar. Böylece bir fark daha oluştu. Alevilik ise farmason değildir.

*Farmasonlar ile Bektaşilerin inançları birbirini uyum sağladı mı?
Far - masonların hürriyetçi, dini otoriteye karşı olma, örfe boyun eğmeme özellikleri nedeniyle bir yakınlaşma oldu. Tekkelerin, ayinlerin düzeni açısından benzerlikler ortaya çıktı. Üçler, beşler, yediler kavramı örneğin masonluktan gelmedir. Birinci derece üçler, ikinci derece beşler, üçüncü derece yediler olarak. Bektaşiler ise, üçlere Allah, Muhammed, Ali diyebilir. Ama mason etkisidir. Alevi dedelerinin ise Masonlukla ilişkileri yoktur.

*Sonra ne oldu da Bektaşilik Osmanlı'nın gözünden düştü?
Şah Kalender isyanında Kızılbaşlara, Bektaşiler yardım ediyorlardı. Yavuz'dan sonra Bektaşilere kötü bakıldı. Bektaşi tekkelerine yardım kesildi. Osmanlılar için Şiilik problemi değildi. Problem İran'la ilişkilerdi. Kızılbaşlara yardım etmeleriydi. Ne zaman ki İran yardımı kesti, ayaklanmalar sosyal oldu. 17. asırdaki isyanların nedeni ekonomikti, yoksulluktu.

* Günümüzde ise Şiiliğin etkisine Aleviler değil, İslamcılar girdi.
Alevi İslamcı olamaz. Aleviler ne kadar insan kırıldığını unutmuyor, her alevinin aklındadır. Bir gecede 40 bin insan kırdı Yavuz. Kırılacak insanların listeleri yapıldı. Hangi köyden hangi aile vb. Aleviler bunu unutamaz.
Türkiye'deki Sünniler İslamcılık açısından etkilendiler. Sünni İslam İran Şiiliği'ne daha yakın. Rejimi ele geçirmek, iktidara gelmek yakın bir nokta. Alevilerde böyle bir durum yok.


Varsın gerçekler göz ardı edilsin. Alevî İslamcı o-la-maz. Alevîlik İslam değildir.
Ne kadar insan kırdırıldı yavuzit zamanından beri, bunu unutacak değilim. Bektaşiliğin geldiği nokta ortadadır. Ben Alevîyim ve Alevîlik, Bektaşilikten gördüğünüz gibi çok çok farklıdır.

Alevî dedeleri hep Alevî idi. Hiçbir şey olmadılar. Sadece Alevî idiler. Bizde öyle kalacağız. Ne Osmanlı ile iç içe olacağız, ne far-mason, ne Hanefi, ne Caferi, ne şii ne safavi ne şu ne bu!

Alevî dedeleri gibi hep samimi ve dürüst olup asla İslam olmayacağız!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ALEVÎLİK Mİ; YOKSA BEKTAŞİLİK Mİ?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Grup Hepsi Mi Yoksa Grup Venus Mu

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Genel Konular :: Serbest Kürsü-
Buraya geçin: