ANA SAYFAYA GiTMEK iÇiN TiKLa..





 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Şİİ ŞAH İSMAİL ALEVÎ DEĞİLDİR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
aydo_62



Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 22/06/08
Yaş : 27

MesajKonu: Şİİ ŞAH İSMAİL ALEVÎ DEĞİLDİR   Paz Tem. 06, 2008 12:47 am

Şİİ ŞAH İSMAİL ALEVÎ DEĞİLDİR

Şah İsmail 17 Temmuz 1487 yılında Erdebil şehrinde nüfuzlu ve tanınmış bir Azerbaycanlı ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Baba tarafından Şeyh Safiyüddin'nin soyundandır. Şah İsmail'in babası Şeyh Haydar, dedesi ise Şeyh Cüneyd'dir. Şah İsmail anne tarafından da devrin güçlü ve köklü bir ailesine mensuptur. Annesi "Alemşah Halime Begim" Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın kızı, Sultan Yakup'un kız kardeşidir.

Şıh İsmail 2. Bayezide BABA demesiyle meşhurdur. Sürekli hediye yollar bayezide araştırabilirsiniz.
Şeceresi bellidir. Dedesi Cüneyt meşhur bir Şii’dir. Her kaynakta Şii olduğu geçer.
Dedesi Cüneyd 2. Murat (1421-1451) döneminde Erdebili terk ederek Sivas’a gelmiş, birkaç müridine seccade tespih gibi armağanlar vererek Osman-lı padişahına göndermiş padişah Cüneyd’in niyetini bildiği için Kurtbeli’nde kalmasına izin vermemiş… Bunun üzerine Şii Cüneyd Konya’ya gitmiş orada da tutunamamış. Uzun Hasana sığınmış ve 1460 yılında yapılan bir savaşta ölmüş… Sonra Erdebil postuna İsmail’in babası Haydar oturmuş.. İşte tüm Alevîlik üstündeki ŞİİLİK etkisi bu dönemde, yani İsmail’in Babası Haydar’ın Posta oturmasından
sonra başladı. Çünkü Haydar Mürit yetiştirip oraya buraya yolluyor, taraftar bulmaya çalışıyordu… 2. Bayezid’te baskı uygulayınca Alevîler, Haydarın tarafını tutmaya başlamıştır. Ama asıl bu tutma Şii Şah İsmail ile doruğa çıkacaktır. Nedeni; Yavuz (lanetullah) ve baskılarıdır. Olaylar çığırından çıkınca ve Haydar ölünce kardeşi Yar Ali posta oturur. İsmail daha küçük olduğu için tahta oturamaz. Kaçırılır, saklanır… Zamanı gelince de taht ve posta oturur.


Şİİ ŞAH İSMAİL’İN SOYU

Şıh İsmail’in dedelerinden Safiyüddin İshak 1252 de doğmuş 1334’te ölmüştür. Neyiyle meşhur bilir misiniz? Söyleyeyim:
Safiyüddin İshak; Müslüman Halveti tarikatı ve Batınî Kalenderiye tarikatlarını birleştirip SAFEVİYE diğer adıyla ERDEBİLİYE yolağını kurmuştur. Safiyüddin’nin soyu ise 19. göbekten 7. Müftü Musa Kazım’a dayandırılıyor.. Taaaam bir Şİİ… Uygulamaları bunu gösteriyor. Zira Pir Hünkar Bektaş Veli’de soy olarak böyle yazılır ama aslı yoktur.
Pir Hünkar aksine; İslami uygulamaların tersini Alevîliğe kazandırmıştır.
Safiyüddin İshak ölünce yerine oğlu Sadreddin Musa geçer… Sadreddin Musa’nın ilk işi posta oturunca Hacca gitmek oldu. (Alevîler Hacca gitmez). Sadreddin orada Medine Sultanı Şahabettin Ahmet Hüseyin ile görüşüp; 6. Atası Firuz Şah’ın soy zincirinin 7. Müftüye dayanıp dayanmadığını sormuş, ona onaylatmış ve ispatlamıştır. Yukarıda bahsettiğim Şeyh Cüneyd Sadreddinin torunun oğludur. Cüneyd Anadolu’da tutunamamış ve Uzun Hasana sığınmış ve 1460 yılında Şirvanşahlarla yapılan savaşta ölmüştür.


ANADOLU TEMSİLCİLERİ

Şii Erdebil tarikatının temsilcilerini duyun şaşırmayın! Ebu Hamid Hamideddin, Hacı Bayram Veli…
Okuyun bakayım Hacı Bayram Alevîmi? Koyu bir Müslüman’dır. Fatih Sultan Mehmet’in çok meşhur Akıl hocası Akşemseddin Hacı Bayramın müridi idi… Dikkat edin Safiyüddin, Hamideddin, Akşemseddin, Sadreddin… İsimler hep aynı kelime ile biter… DİN… Aynı zihniyetten olduğu için.
Ne kadar kirli ilişkiler… VE hala şunu anlamam Sadreddin Musa Hacca gidiyor, Medine Sultanına kadar gidip soyunu sopunu araştırıyor ve musa kazıma dayandığını ispatlıyor. Safeviler Nasıl Türk oluyor? Nasıl Alevî oluyor.. Kirli ilişkiler.. Siyasi oyunlar, Alevileri kendi tarafına çekebilmek, düzmece oyunlar… Halveti Tarikatı… Bayramiye Tarikatı, Ebu Hamideddin, Akşemseddin… bunların Alevîlikle ne alakaları var? Kurban olayım siz söyleyin!


ŞAH İSMAİL HAKKINDA KISACA

Şah İsmail’in babası Şeyh Haydarın ilk yılları Anadolu’yu kendine bağlamak için çalışmakla geçti. Müritlerine sıkı bir eğitim vererek onlara Halifelik vererek Anadolu’ya yolluyor propaganda yürütüyordu. Oğlu İsmail bu amacı tamamlayamayan babasının yaptığını yapmaktı. Hedefi gerçekleştirmekti.

Çocukluğu: Şıh İsmail ve iki kardeşi Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasanın oğlu Yakup tarafından, Akkoyunlu Devletinin idaresini ele geçirirler diye İrandaki İstar kalesinde tutuklandı. Bu tutukluluk 4 yıl 6 ay kadar sürdü. Yakup bu sürenin sonunda ölünce taht kavgaları başladı. Yakub’un oğlu Rüstem kendisine yandaş oldukları için Yar Aliyi serbest bıraktı. Yar Ali bundan yararlanarak Şah İsmaili ve İbrahimi kaçırttı. Yar Ali 1493te ölünce onun müritleri İsmali kaçırdı. Şah İsmaili bu sıralarda daha 6 yaşındadır. Daha sonra İsmail Gilan’a kaçırılır.Bu Sıralarda kardeşinin ve babasının müritleri Anadoluda cirit atıp Şiilik etkisiyle, Hz. Ali ve İmamlar sevgisi aracılığı ile Alevî taraftar toplamaya çalışıyorlardı. Düşünün sürekli saklanan, kaçan, dışlanan bir İSMAİL… Yeri yurdu yok, sığınacağı yerler kısıtlı. Ne YAPACAK? İşte güç için adam lazım, taraftar lazım İktidar lazım… Yoksa insan olmadan nasıl güçlenecekti… Taraftar gerekiyordu. Gilanda 6 yıl kaldı. Ve artık 12-13 yaşlarında idi. Akkoyunlu devleti iktdarında yine taht kavgaları baş gösterdi. Bu İsmailin işine yaradı. Gilandan ayrıldı. 1499… Turuma geldi. Yanında Müritleriyle. Sonra Erdebile dayandı. Erdebil valisi onu almadı. O da Ercuvan’a gitti. 6 ay kadar orada kaldı. Anadolu’ya Sürekli ulaklar, haberciler yollayıp Anadolu’da edindiği taraftarlarına ( Maalesef Alevî oluyor bu taraftarlar) Erzincan’a gelmelerini istedi. Kendiside Kağızman, Erzurum ve Tercan üzerinden Sarıkaya Yaylasına geldi. Anadolu Erzincan’a akıyordu.
Ustacalu, Rumlu, Şamlu, Antalyadan Tekeliler, Maraştan Zülkadr, Tarsustan Varsaklar…. İşte Safevi Devleti bu aşiretlerin ve acakların eliyle kuruldu. İsmail 1501 yılında 14 yaşında taraftarlarıyla birlikte Erzincan’dan ayrıldı. Bu kez hedef Şirvandı. Saydığım ocaklar Şirvanşahları darmadağın etti…. Ve Şii Şah İsmail Hükümdar oldu. Taraftar gerekiyordu kaçkın durumundan kurtulmak için ve buldu o taraftarlar Alevîydiler. Bayezid ve Osmanlı zulmü yüzünden Şah İsmaili kurtarıcı kabul ettiler. Bir Süre de öyle oldu ama İsmail’in işi Alevilerle bitmişti artık. Hedef gerçekleşti. Şıh İsmail Hükümdar olmuştu İRANDA…

ŞAH KULU BABA OLAYI

Antalya Teke yöresi Alevîleri 19 Nisan 1510 yılında isyan ettiler. Ağır vergi ve baskılar yüzünden… Vergi toplayan Osmanlı memurlarına engel oldular. Şehzade Korkut’un mallarını, hazinesini götüren arabaya saldırdılar. Aldılar… (ohhhh… Helal olsun fakir insana sırf Alevî diye ağır vergi koyarsan oda böyle yapar… Açlıktan mı ölsün)

Daha sonra şehzade sancağı KÜTAHYA’ya yürüdüler… Karagöz Paşa’yı Kütahya önünde yenilgiye uğrattılar ve karagöz paşayı öldürdüler ( üstelik bugün yani şu dakika itibariye kütahyada karagöz paşa Camisi adlı cami vardır). Daha sonra Osmanlının şehzade ve İslam başkenti Kütahya’yı yakıp yıkıp geri döndüler… Daha sonra Antalya taraflarına geri döndüler. Veziriazam Ali Paşa’nın büyük bir ordu ile geldiklerini duydular. Ordu geldi Şahkulu Baba çarpışa çarpışa gerilla taktiği ile kayseri üzerinden Sivasa yöneldi. Ali Paşa takipteydi. Temmuz 1511de Gökçayı denen yerde Alevî önderi Şahkulu Baba’ya yetişti. Savaşta Ali Paşa öldü. Şahkulu yaralandı.
Bu sırada ölmeden Şah’a haber verin yardım etsin sizlere der. O şah Şii Şıh İsmaildir. Alevîler ona sığınmak için yola düşer. Azerbaycana dağlardan tepelerden ulaşmaya çalışırlar.
Önder Şahkulu Baba hakka yürümüştü çünkü.

Hünkar Bektaş Veli’ye ait olduğu iddia edilen Sahte makalat adlı eseri yazan Hoca Saadeddin ne diyor:

“Şahkulu denilen cehennemlik tepelenince, yoldaşları olan aşağılıklar, onun yardımcısına baş eğip, göç diye acem diyarına, Azerbaycana vardılar. Şah İsmail o günlerde Irakta idi.”

Evet sevgili Alevîler… Makalatı yazan adam bize böyle diyor. Ve Alevîmsiler Makalatı propaganda edip siz Müslümansınız camiye diyorlar… yorum sizin… Ben bu Saaedettin denen … in makalatını kaale alır mıyım? Adam 500 sene önce bize aşağılıklar demiş.

Bu kadar da değil. Devamında şah ismalin kurtulup kendine sığınan Alevîleri kazan kaynatıp o kazanlarda kaynatarak öldürdüğü yazılıdır. Alevî denilen Şıh İsmail kendisine sığınan Alevîleri öldürmüştür yani hem de feci bir yöntemle. Ali ve 12 imam aşkından…

Bakın Ünsal Öztürk ne diyor:

“ Safevilerin Anadolu üzerindeki emellerinin, halkımızın kandırılmasının en önemli göstergesi kaynar kazanlar olmuştur. Çoluğumuzun çocuğumuzun dilenci durumuna düşürülmelerini, perişan edilmelerini unutmayacağız. Şah İsmail SAfeviye halkımızın güvenmesinin SONUCUNU gelecek kuşaklara aktaracağız.”

İsmail Özmen ne diyor:

…… İrana sığındılar. Ancak Şah İsmail kendilerini sorguya çekti. Şah İsmail Dediki:

“ Babam Sultan Bayezid Han Hazretlerinin koruyucu bölgesinde bunca zamandan beri ferahlık içinde yaşarken….. neden ayaklandınız? ………………. Müslüman kanını dökmek gaza değildir”
Dedi ve hepsini katletti.

Eveeet… Alın size Alevî Piri denen Şıh İsmail… Sevgili Alevîler tarihimiz, beyinlerimiz talan edilmiş neyin ne olduğunu karıştırır olmuşuz… Yazık.. İsmaile, babam dediği bayezide, yavuza, kanuniye, 2. Mahmuda Lanet olsun…

Bakın Milliyet Gazetesi yazarı Taha Akyol ne diyor:

Fakat, bugün özellikle "Alevi ızdırabı"nı anlamalıyız. Şii - İslam'dan alınan "Kerbela" ve "matem" kült'leriyle birlikte, Anadolu'da yaşanan bu vahim olaylar Alevilerde "Yezid zulmü" olarak algılanmış, derin bir "ızdırap" ve tepki kültürü oluşmuştur.
İran savaşları sırasındaki şiddetin, artık kalktığı 18. asırda bile Erzurumlu Alevi şair İsmail Noksani'nin bir şiirinden aldığım şu beyit, "Alevi ızdırabı" dediğim derin duyguyu yansıtır:


“Yezidler elinde müşkil halimiz
Münkir münafık ferş etti yolumuz.”


Devam>>>
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
aydo_62



Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 22/06/08
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: Şİİ ŞAH İSMAİL ALEVÎ DEĞİLDİR   Paz Tem. 06, 2008 12:48 am

PEKİ YA OZAN HATAYİ KİM?

Ünsal Öztürk şöyle diyor:

Halkımız Şahlardan, Padişahlardan çok çekti. Özellikle Şahların erdebilde, halkımızı asimile etmek için, bakış açılarını Şiileştirmek için MENAKIB-UL ESRAR BEHÇETÜL AHRAR (Bisati, 16.yy büyük buyruk) Safiyüddine, oğlu Sadreddinin sorduğu sorulara verilen cevaplardan oluşan küçük buyruk isimli kitapları yazdırdıkları, anadoluya soktukları bu kitapların sanki Alevîlerin el kitaplarıymış gibi anlattıkları tarafımızdan biliniyor artık. Bu kitaplar halkımızın duygu ve düşünceleri göz önüne alınarak, özel olarak PROPAGANDA amaçlı hazırlatılmıştır.

Evet sevgili Alevîler. Anadolulu Türkçe konuşur. Katil Şıh İsmail Azeri lehçesi… Hatayi mahlaslı şiirlerde yok bu.. Öz Anadolu Türkçesi ile yazılmışlar nasıl????????????
Şah Hatayi, Hatayi, Can Hatayi, Derviş Hatayi, Kul Hatayi,Pir HAtayi, Sultan Hatayi, Derdmend Hatayi mahlaslı şiirler, nefesler yazan ozanlar var. Şah İsmail Aruz ölçüsüyle yazar hece ile değil. Mahlası Şah Hatayidir. Onun için Şah İsmail taraftarlığı nedeniyle Hatayi mahlası kullanan öz birkaç Alevî piri vardır. Bunların nefesleri Hatayi mahlası nedeniyle Şah İsmail’e mal edilmiş. Nasılsa oda Ali diyor diye Öz Anadolu Alevîsi olan Hatayilerin nefesleri Şah İsmailin sanılmış, ona mal edilmiş. Düşünün Şah İsmalin gerçek yüzü anck 1511 yılında Şahkulu Baba olayı ile ortaya çıkmış 1499-1511 arası kimse Şah İsmailin gerçek yüzünü bilmiyordu. Dedim ya kurtulmak için taraftar gerekiyordu, bulunca ve kurtulunca Müslüman kanı dökmek gaza değildir diye Alevîleri katletti… Bundan dolayıdır ki İsmailin gerçek yüzü anlaşılmadan önce hayran olan Alevî önderleri vardı. Hatayi, Can Hatayi gibi mahlaslar bundan dolayıdır. VE elbet birde Şah İsmail propagandası için direkt Alevî gibi davrananda vardır. Ali, Muhammed, Düvazde imamlar yazan sahte Alevî…. Alevileri Şiileştirmek isteyen biri..

Şah İsmail aruzla ve Azeri lehçesiyle şiir yazar. Aruz şu bildiğiniz Failatün, Mefailünlerle yazılan şiirler var ya onlar. Alevîler hep Milli veznimiz Hece’yi kullanır. Nadiren Aruz vardır. Hani şu dörtlüklerden oluşan şiirler varya onlar hece, 2 satırlıklar aruzla yazılır, kaside, gazeldirler.
Şah İsmail sadece Aruzla yazmıştır.

Sevgili canlar şunu dikkatle okuyun

İbarahim Arslanoğlu ne diyor:

Ele geçen hatayi mahlaslı bütün şiirler, Şah İsmail Hatayi’ye maledildi. Sonunda Bektaşi edebiyatının ürünlerine benzer koşma tarzındaki nefesler söyleyen bir şair tipi ortaya çıktı. Halbuki TAŞKENT nüshası (nüsha bir eserin aslından kopya demektir.) başta olmak üzere İSTANBUL DIŞINDAKİ BÜTÜN KÜTÜPHALERDE BULUNAN DİVANLARIN HİÇBİRİNDE HECE ŞİİR YOK..

Sevgili Alevîler Açıkçası şu: Anadoluda Şıh İsmaile ait sanılan nefeslerin hiçbiri ŞAH İSMAİL eserlerinde İranda, Azerbaycanda yok. Sadece Anadoluda var. Düşünün Bir kitap var Anadoluda içinde Hece veznili şiirler var ama o kitabın aslı İranda Azerbaycanda ama içinde dörtlüklerle oluşmuş, saf, arı Anadolu Türkçesi ile yazılmış nefesler YOK.. Evet yok… Çünkü İsmail Şİİ VE CAFERİDİR. AZERİ EDEBİYATI SAHASINDADIR. ANADOLU TÜRKÇESİYLE ŞİİR YAZAMAZ. DERSİNİ OKUDUĞUM İÇİN BİLİYORUM. EDEBİYAT ÖNRENCİSİYİM.

Gönül ne gezersin seyran yerinde
Alemde her şeyin var olmayınca
Olura olmaza dost deyüp gezme
Bir ahdine bütün yar olmayınca
Hatayi


Hüsn-i ruyinden kim ol hurşid-i alem nur olur
Hayf ola nispet kılam mihr-i ruhını âye men
Hatayi


Evet sevgili alevîler.Üstteki dörtlük hece veznili Saf Anadolu Türkçesi ile, Alttaki beyitler Aruz vezni ile yazılmış ve Azerice.. Hangisi Anadolulu Alevîye, hangisi Şii, Caferi katil Şah İsmaile ait bulmak sizin işiniz ve kolay.

Ünsal Öztürk bakın ne diyor:
Beş yüz yıl önce Azerbaycan’da yaşayan bir kişinin bizim anladığımız Türkçe ile şiir yazması imkansız, tersini iddia eden varsa YURT KİTAP YAYINA buyursun gelsin, biz ona azerbaycanda Latin harfleriyle yüzyılımızda yayımlanmış kitaplar verelim, Türkiye Türkçesine aktarsın. Bu olanaklı değildir…. Merak edenler uydudan Azerbaycan TELEVİZİASINI izleyerek demek istediğimi anlamaya çalışabilir.


Evet dostlar… Kısacası:

Şah Hatayi, Hatayi, Can Hatayi, Derviş Hatayi, Kul Hatayi, Pir HAtayi, Sultan Hatayi, Derdmend Hatayi…. Hepsinin nefesleri Şıh İsmaile mal edilmiş bizde ooohh şıh katil İsmail Alevî deyip kendimizi kandırıyoruz.

Bakın çarpıcı bir örnekle bitireyim:

Akpli Reha ÇAMURoğlu ne diyor:

16. yydan önceki nefeslerde örneğin teberra yani İmam Aliye uymayanlardan yüz çevirme gibi bir ilkeye yada 12 imam (düvazdeh imam) ve Hüseyinin kerbelada şehit düşmesi gibi temalara rastlamak nerede ise imkansızdır.

Sevgili Alevîler! AKP VEKİLİ REHA ÇAMUROĞLU BÜGÜN NE DİYOR… Alevîlik İslamdır. Hadi camiye, müslümanız, papaz bozuntusu dedeler beni düşkün ilan edemez, Hüseyin için muharrem orucu tutalım diyor. Ne oldu da DÖNDÜ FİKİRLERİNDEN… Cevap nur yüzlü Alevîlerin kendindedir…

Kandırıldık, inancımız saptırıldı. TALAN EDİLMİŞ ALEVÎLİK … LÜTFEN UYANIN ARTIK…
Alevîliği nema için satanlara inanmayın…
Artık ozanlarımız yetişmiyor… Harabiler, Nesimiler yetişmiyor… Edebiyatsız, yolaksız kaldık..
KİMLERE KALDIK… Alevîlik İslam değildir…

VALLAH BEN PİR SULTANI ÖZLEDİM…
VALLAH BEN NESİMİYİ ÖZLEDİM
VALLAH BEN BEKTAŞI ÖZLEDİM
VALLAH BEN BABA İSHAKI ÖZLEDİM
VALLAH BEN BABA İLYAS RESULÜ ÖZLEDİM
VALLAH BEN DEDEM GARKINI ÖZLEDİM
VALLAH BEN ABDAL MUSAYI ÖZLEDİM
VALLAH BEN BÖRKLÜCEYİ ÖZLEDİM
VALLAH BEN TORLAKI ÖZLEDİM
VALLAH BEN BEDREDDİNİ ÖZLEDİM
VALLAH BEN KALENDER ÇELEBİYİ ÖZLEDİM
VALLAH BEN ŞAHKULUNU ÖZLEDİM
VALLAH BEN BABA ZÜNNUNU ÖZLEDİM
VALLAH BEN MAHSUNİYİ ÖZLEDİM
VALLAH BEN DOSTLARI ÖZLEDİM
VALLAH BEN PİRLERİ ÖZLEDİM
VALLAH BEN ALEVîLİĞİ ÖZLEDİM


Enel Hakk

Yol Cümleden Uludur
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Şİİ ŞAH İSMAİL ALEVÎ DEĞİLDİR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Genel Konular :: Serbest Kürsü-
Buraya geçin: