ANA SAYFAYA GiTMEK iÇiN TiKLa..





 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ALEVİLİK İSLAM DEĞİLDİR (2)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
aydo_62



Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 22/06/08
Yaş : 27

MesajKonu: ALEVİLİK İSLAM DEĞİLDİR (2)   Paz Tem. 06, 2008 2:40 pm

ALEVİLİK İSLAM DEĞİLDİR (2)


*** Yaradan’ın Tanımı: Aleviler, İslam'ın temeli olan, bir Yaradan ve yaratılanlar olduğu inancına katılmazlar. Alevi inanı*şında, Yaradan ve yaratılan birdir. Yaratılmışların bütünü, Yaradan’ın kendisidir. Vahdet-i Vücut (Varlığın Birliği) olarak ifade edilen bu Alevi inanışını, İslam kalıplarına sığdırmak mümkün değildir.


Ölümden Sonrası: İslam'ın bir diğer temel inanışı olan, öl*dükten sonra cennet ve cehennem inancı, Aleviliğin özünde yoktur. Alevilikte "Devriye"ye inanılır. Devriye inanışında kısaca, öldükten sonra çeşitli biçimlerde yeryüzünde tekrar vü*cut bulunacağına ve yeryüzüne bu geliş gidişlerin İnsan-ı Ka*mil (olgun insan) oluncaya kadar süreceğine ve olgunlaşan in*sanın bu aşamada geldiği kaynağa geri dönerek Yaradan ilebütünleşeceğine inanılır. "Devriye" İslam'ın asla kabul etme*diği bir inanış kalıbıdır.


Evrenin Yaratılışı:Alevilik inanışında Yaratılış, kudretten kopan ve arşta asılı duran bir kandilden (Güneş) gelen ışığın yer*yüzüne ulaşması ile başlamıştır. Alevi inanışının esası olan ışık aracılığı ile var oluş, İslam'ın anlatımları arasında yer almaz.


İnsanın Yaratılışı:Alevilik ile İslam inanışı arasındaki bir di*ğer önemli fark, insanın Yaradılış'ındaki inanç farklılığıdır. İslam İnanışı'na göre Allah Âdem’i topraktan yaratmış ve Adem'in kaburga kemiğinden de Havva'yı yaratmıştır. Alevi*likte ilk insanın Yaratılış'ı çok farklıdır; Alevi inanışında ilk insan Kırklar Meclisi'nde, Kırklar Meclisi'nin kararı ile Kırklardan Biri'nin özünün, seçilmiş varlığa (Güruh-u Naci) katıl*ması ile yaratılmıştır.
Evrenin Yaratılış'ı, insanın Yaratılış'ı, cennet-cehennem ve Tanrı'nın tanımlanması gibi en temel konularda İslam'dan çok farklı inanışlara sahip Aleviliğin, İslam'ın bir mezhebi gibi sunulamayacağı açıktır. Aleviliği İslam'dan asıl ayıran, bu inanç farklılıklarıdır. Eğer Alevilik İslam'dan en temel konularda bu kadar keskin çizgilerle ayrılmamış olsa idi, dört yüz yıl boyunca süren, Ale*viliği İslam içine monte etme ve Aleviliğe aidiyet kazandırma çaba(lama)ları şimdiye kadar başarıya ulaşmış olurdu. Aleviliğin kimlik, adres ve başlangıç sorunu yoktur, Alevi*liğin kendi kimliği vardır, adresi kendi evidir ve Alevilik ken*dinden başlar. Üstelik Alevilik "Serçeşme "dir. Bütün dinlerin kaynağıdır. On Dokuzuncu Yüzyılın az bilinen Alevi ozanı Aşık İsmail'in anlatımı ile Alevilik, semavi dinlerin bulanmamış en duru halidir.*** (***)Erdoğan ÇINAR


İşte bütün herşey ortada… Sırrı, gerçeği Pirlere söylerler, ama sen ve benim gibilerde sıradan olduğumuz için egemen olan din hagisiyse aleviliğin yaşadığı topraklarda onun kurallarıyla yaşarız. Böylece o Dinin yandaşlarıyla beraber “müslüman” müslümana yaşarız. Ta ki ikrar ceminde yola alınıp Alevî alana dek… İşte onun içindirki bir müslüman ancak varlıklıysa medreseye gider eğitim alıp yükselirken geçmişte ve bugün; Alevî ise medreseye gitmeden, varlıklı, zengin olmadan yola girip ünlü bir pir olmuştur. Daha 100 yıl öncesinde bile bazı ozanlarımızın 22sinde bile okuma yazma bilmedikleri ve askerden geldikten sonra alevi yoluna girip sonradan okuma yazma öğrenip ünlü bir pir, ozan oldukları görülmüştür. İşte buda Aleviliğin mükemmelliğini gösteren başka bir örnektir. Bizler yedisinde bile öğreniyoruz okumayı ama 25inde bile doğru dürüst bir dörtlük yazabiliyor muyuz?


Muhammed miracın yoluna girdi
Bu sır, gayet sır içinde sır idi
ABDAL MUSA


Nedir sır olan? Tanrı üstün gücü ve takdiriyle kulunu yanına almıştır. Müslümanlar böyle inanır. Bir müslüman bunun nasıl olduğunu sorgular mı? Elbette hayır. Onlara göre Alemlerin Rabbi kulunu yanına almıştır BİTTİ NOKTA. Bize yani ALEVÎlere göre ise sır içinde sır var….


“Şeriatte Adem oğluyum
Tarikatte Yol oğluyum
Marifette Kemal oğluyum
Hakikatte Gök oğluyum
Atam Gök, Anam Yer”
BEKTAŞ ALİ TEMEL


Şimdi Adem oğluyla sıradan insanız, tarikate (Yola) girince artık asli kurallara göre eğitim alırız. Uzun bir zaman sonra artık istenen kişi oluruz KAMİL oluruz. Ama işte bu sırdır ki Hakikatte gök oğlu oluruz.. Gök kavramı sırrın saklanması için önemlidir. Çünkü sıradan biri hemen Tanrı göktedir onu kastediyor der. Ama burda bugünkü insanın ve kırkların insanı yaratmasına işaret ediliyor. Canlılığın ise gökten geldiğinede işaret yapılıyor.




PANSPERMİA TEORİSİ


Yeni bir teoridir. Nobel ödüllü Dr. Francis Crick 1950 yılında DNA’nın yapısını ortaya çıkaranlardan biridir ve teorinin sahibidir. Teoriye göre:
Yeryüzündeki tüm yaşamın dünyadışı zeki yaratıklarca ve belli bir sebebten dolayı başlatıldığını iddia eder.Bu konuda Rus bilimadamları Stanislav Zhmur ve Lyudmilla Gerasimenko’nun araştırmaları oldu. Bu bilimadamları 1999da ABDnin Denver şehrinde yapılan bilimsel bir toplantıya bazı resimler sunmuşlardı. Resimler Murchinson, Efremovka, Allende adlı meteorlarda yer alan bazı oluşumlara aitti. İşin ilginci bu oluşumlar morfolojik olarak düpedüz yeryüzünde de bilinen mikroorganizmalara benzemekteydi.
Zhmur bu bulgular hakkında şunları söylüyor:
“ Meteorlarda bulunan bakteriyomorfolojik yapılar yeryüzünde bilinen organik yapılar arasındaki benzerlik bize yaşamın kaynağının tek olduğunu işaret etmeli. Yaptığımız araştırmalarda Güneş Sistemindeki çeşitli objelerde yaşamın, o objelerin oluşumundan daha öncede varolduğunu ortaya koydu. Buda panspermia teorisinin doğruluğunu kanıtlayacak bir bulgu bence.”

Panspermia Teoarisine, en büyük eleştiri ise o meteorlar üzerindeki bakterilerin soğuğa rağmen nasıl yaşadıkları idi.

“1960ların sonlarına doğru çok yaygın bir gırtlak bakterisi olan, streptococcus mitus, yanlışlıkla Surveyor 3 keşif aracındaki kemaralardan birinin üzerinde Ay’a götürüldü. Apollo 12 görevi kapsamındakeşif aracı geri getirildiğinde aracın üzerindeki bakterilerin, üzerinden 1 yıl geçmesine ve ay üzerindeki son derece zor koşullara (oksijen yok-eksi kaç derece soğuğa ve acımasız radyasyona rağmen) maruz kalmasına rağmen hala canlılıklarını korumakta olduğu görüldü.
Bunun üzerine bu teori tekrar gündeme geldi. Üstelik Deinococcus Radiodurans adlı başka bir bakterinin daha inanılmaz dozdaki radyasyonlu ortama dayanabildiği ortaya çıkınca dahada doğrulanmış oldu.



Bu teoriye göre canlılık böyle başladı ama bunun sonunca milyarlarca yıl devam eden yaşam süresince bir tuhaflık vardı; aynı darwinin evrim teorisinde olduğu gibi buda: HOMO SAPİENS (bugünkü insan) idi. Tuhaf bir biçimde gelişmiş ve aykırı hale gelmişti. Böyle olmaması gerekiyordu.
(İşte buda Aleviliğin yineKIRKLAR –tanrılar- söylencesine geliyor çatıyor ki ben öyle inanıyorum ki Aleviliğin canlılığın her macerasından haberi vardır. Yine klasik olan tanrının kendini ademe saklaması, can içinde can, kırkların birine neşter vurulup kan akması ve varlığın ispat olması, güruh-u naciye özün katılması, buda Sapiens’in tuhaflığı ve ani gelişimini açıklamaktadır)


“Bu ana değin ta kaulu bela’dan
Haberimiz vardır her maceradan”
EDİP HARABÎ


“Şeriatte Adem oğluyum
Tarikatte Yol oğluyum
Marifette Kemal oğluyum
Hakikatte Gök oğluyum
Atam Gök, Anam Yer”
BEKTAŞ ALİ TEMEL


….. kırkların insanı yaratmasına işaret ediliyor. Canlılığın ise gökten geldiğinede işaret yapılıyor. Darwinin teorisinin ana malzemesi evrim ise “ANAM YER” olarak halini bulur. Anam yer ise dört kuvveti yani Ateş-Su-Hava- Toprak kuvetlerini anlatmaktadır. İnsan buna göre şekillenir, çeşitlenir ve evrimleşir.


1)
Bilindiği gibi evreni yöneten 4 kuvvet vardır. Bunlar TOPRAK, ATEŞ, HAVA, SU’ dur.


Paris Üniversitesi Profesörü CEA araştırma yöneticisi Andre Brahic şöyle diyor:
<< Beşinci hatta altıncı bir gücün varlığını ortaya koymak için yapılan bütün denemeler başarısızlıkla sonuçlandı. Fiziksel dünyayı yöneten dört temel kuvvet vardır.>>



2)
* İnsan, babanın beline ve ananın rahmine gelmeden evvel, önce cansızlar (hareketsizler),Sonra bitkiler ve hayvanlar âleminden geçer. İnsan; cansızlar, bitkiler ve hayvanlar âleminden önce, dört kuvvetin içindedir. Bu dört kuvvet toprak, su, hava ve ateş ile temsil edilir. İnsanın dört kuvvetten önceki hali ise nur(ışık)dur. Nur ise Vücud-u Mutlak’tan (Gerçek Varlık) kopmuştur.
*ERDOĞAN ÇINAR



3)
Joseph Silk, Evrenin Kısa Tarihi adlı eserinde 4 temel kuvvet için şöyle der:

Bir galaksinin doğumundan, bir bebeğin doğumuna kadar, bilinen tüm olaylardan sorumludur.



“Bu ana değin ta kaulu bela’dan
Haberimiz vardır her maceradan”
EDİP HARABÎ


Arşta (gökte) kurulmuş KIRKLAR MECLİSİnde, yaradan insanı yaratmadan önce, insanın bedenleşmemiş haline (ruha) sorar sizin rabbiniz değil miyim?
Ruh şöyle cevaplar: “Evet öyledir” yani Kaulu Bela (kalu Beli). Kaulu Beli evet dediler anlamında nefeslerimizde çok kullanılır. Kaulu beli bugünkü insanın yaratılmasından önceki kısa bir zamanı belirtir. Gören gözler hemen fark eder:


Muhammed miracın yoluna girdi
Bu sır, gayet sır içinde sır idi
ABDAL MUSA


EEEE hani KIRKLAR MECLİSİ muhammed miraca girdiğinde orada kurulmuştu. Ki güvenilir kaynaklar Miracın 618-619 tarihinde gerçekleştiğini söyler. Miraçtan 3-4 yıl sonra Muhammed Medineye 622 yılında “hicret” eder. Soralım: kırklar meclisi muhammed zamanında kuruldu ise ve insanın bedenleşmemiş haline soruyor ise rabbinizmiyim diye? Eee 619 yılından önce insan yokmuydu? Adem, Nuh, Şit, İsa, Sümerler, İdris, Muhammedden binlerce yıl önce yaşadılar. NASIL BİR ÇELİŞKİ BU? Muhammedin miraç sırasında kırklar toplantısına uğraması sadece alevilerde vardır. Kuranda ve İslamda Muhammed kırklara uğradı içeridekiler onu almadı sonra peygamber değil yoksul bir adamım diyince kırklar muhammedi öyle aldı aralarına ve orada Alide vardır gibi bir şey YOKTUR. Bu miraç hikayesini(alevilierin anlattığını) dünyada hiç kimse bilmemekte ve müslümanlar bunu reddeder. Sadece Alevilerde böyle bir söylence vardır.


La mekân elinden misafir geldim
Bu fani mülküne bastım kademi
Nerenin selamın getirdin dersen
Elest-i Bezminden indik bu deme
PİR SULTAN ABDAL


Açıklaması:
(Mekân olmayan yerden misafir geldim
Bu geçici mülküne bastım ayağımı
Nerenin selamını getirdin dersen
Kırklar meclisinden indik bu deme)


La Mekan denen yer neresi? La mekan elinden misafir gelen kim? Geçici mülke(dünyaya) ayak basan kim? O kimki kırklardan biri nasıl dünyaya ayak basıyor, gelen-giden KİMLER?

Devam>>>
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
aydo_62



Mesaj Sayısı : 73
Kayıt tarihi : 22/06/08
Yaş : 27

MesajKonu: Geri: ALEVİLİK İSLAM DEĞİLDİR (2)   Paz Tem. 06, 2008 2:40 pm

Devamı:


İşte bütün SIR İÇİNDE SIR söylemleri bununla ilgilidir. Alevilik varoluşunu, kendini, yaşamını devam ettirmek için Muhammed ve İslamın örtüleri altında miraç olayına monte etmiş bakın kırklar bu işte. Muhammedle Ali görüştü arşta. Hikaye bu ve biz buna inanıyoruz, müslümanız dediler. Aksi halde insandan sorumlu olan ve özün öze katılması ile kendini ifade eden tarihi bir gerçeğin, Muhammed devrinde olmuş gibi gösterilmesinin mantıklı bir izahı yoktur.
Ali’nin kim olduğu bellidir. Kırkların kim olduğu bellidir. Sayın Ünsal Öztürk’ün Alevilerin Büyük Sırrı adlı kitapta ortaya koyduğu Doğuş gerçeğinin ve kırkların sırrının açıklandığı bölümde Tıbbi bir KIRKLAR varyantı daha bulur. Hiç düşündünüz mü neden 10lar, 20ler ve 30lar değilde KIRKLAR… Bu sayı Alevîlikte Yaratılış değil DOĞUŞ teorisinin KIRKLARIN “genetik müdahale” teorisi ile mantıki bir temele oturması; Doğuş süresi ile Kırkların çakışmaması için bilinçli olarak tesis edilmesinden kaynaklanır. Kırklar sayısal bir çokluğu kasteder. 100ler, 500ler de denebilirdi. Ama bulunacak sayının DOĞUŞ TEORİSİ ile çakışmaması ve onu destekliyor olması gerektiğinden bu sayı YANİ KIRKLAR bilinçli olarak tesis edilmiştir. Buda açıkça genetik ve DNA’sal bir gerçeğin ezelden bilindiğini ve insanın buna göre şekillendirildiği gerçeğinin belli sırlar, örtüler ve perdeler altında hakim dinin unutulmayacak olağanüstü olaylarına monte edilmesiyle SIR EDİLMİŞTİR.
Çünkü Muhammed Miraçta KIRKLAR ile görüştü. Kırkların başıda Tanrıdır. Tanrıda Alidir. Ali, Muhammed, Miraç gibi islami unsurlar altında kadim bir gerçek SIR EDİLDİ:


Muhammed miracın yoluna girdi
Bu sır, gayet sır içinde sır idi
ABDAL MUSA


Musa ile Tur dağında olan TANRIdır. Tanrıda açıkça Alidir. Bu kadar basittir. Bizim Ali’miz ortada, oda İslam Cihadçısı Ali değildir ve olamaz. Alevîler Fetihçi Ali ile İslam altında sırlarını ve kabullerini, hakikatlarını gizlemişlerdir. Tanrı gemisiyle dağa indiğinde Musanın kendisini görme isteğini “LEN TERANİ” yani “beni göremezsin” diyerek reddetmiştir. Bu olayı bilenler vardır. Tanrı Musayla Tur Dağındadır. Ama HZ.ALİ yoktur daha doğmasına 1500 sene vardır. Musa ile Tur dağında olan ALİ ise Tanrı ALİdir. Şu Nefesle:


Aslanı gördüm çağında
Açılmış cennet bağında
Musa ile Tur dağında
ALİ’yi gördüm ALİ’yi
KUL HİMMET



Yeri göğü arşı kürsü yaradan
Men Aliden başka Tanrı görmedim
Yaradub kulunun kısmetin veren
Men Aliden başka Tanrı görmedim
DERVİŞ ALİ


İsa Peygamberim Şam’a girince
Yer gök titredi ALİ gelince
DERVİŞ ALİ



Bize peder dedi tıfl-i mesiha
“Rabbi ernu” diye çağırdı Musa
“Len Terani” diyen biz idik sana
Biz Tur-ı Sina’nın tecellasıyız


Küntü Kenz sırrının olduk agahı
Aynel yakin bildik cemalullahı
Ey hoca! Bizdedir sırr-ı İlahi
Biz, Hacı Bektaş’ın fukarasıyız
EDİP HARABÎ



Musa Haktan sordu Turu Sinada
Yarabbi yok iken bu kevni mekan
Seninle bir kimse yoktu arada
Ne suretle nasıl oldun nümayan


Görüyorum laşek kudretle oldun
Seni kim yarattı nasıl var oldun
Sen bu allahlığı nereden buldun
Beyan et kalbimde kalmasın güman



Bizim üstümüze Haklanıyorsun
Gah varlanıp gahı yoklanıyorsun
Niçin bizden böyle saklanıyorsun
Göster cemalini gel işte meydan


Hak dedi ben yarattım seni insan
Kendimi kendimde eyledim pinhan
Sırrımı cahile etmedim ayan
Arif-i billaha eyledim ihsan


Hak Musaya böyle etti hitabı
Beni görmekliğin budur sevabı
Tıpkı bana benzer kulum Harabî
Git anı ziyaret eyle her zaman
EDİP HARABİ


BİLMEDİĞİNİZ KELİMELERİN ANLAMLARINI BULUN VE NEFESİ BİR DAHA İNCELEYİN.


Ali Halik menem Mahluk
Ali Ahkam Ali Buyruk
Aliden gayrı kimse yok
Men Aliyi çok severim
FEDAYÎ


Halik yaradan, Mahluk yaratılan, yaratılmış olan demek.



Aleviliğe göre insan “Kırklar Meclisinin kararıyla Kırklardan birinin özünün İnsansı varlığa özünü katmasıyla yaratılmıştır.” Aleviler bu insansı varlığa GÜRUH-U NACİ derler ve temsil olarak ŞİT peygamberi kabul eder. Yani KIRKLAR dünyaya geldiğinde insansı bir varlıkla karşılaşır; ve ona genetik müdahalede bulunur. Bugün bilim dünyasının 20 milyon yıllık evrim sürecinde Homo Sapiensin (yani 100bin yıl önce ve günümüze varan süreçte) ara formlarını bulamadığı ve insanın bu ani gelişimine anlam veremediği çırpınış ve çaresizliğinin açıklaması yine ALEVÎLİK’tedir. Onun için İslam, bilimi reddederken, engellerken Aleviliğin tek derdi AKIL, BİLİM, DEMOKRASİ,LAİKLİK olmuştur. Çünkü gün gelecek bilim geliştikçe Alevilik savunduğu daha doğrusu bildiği gerçekleri onaylatacak ve geçmişte Tufan denilen, afet denilenhikayelerin aslında yapanlarının kim olduğunu görecek ve medeniyetini ona göre geliştirecektir. Tanrı korkutmasıyla sindirilen insan ozaman Alevilik gibi eşşiz öğretilerle evrimini tamamlayacaktır.



Devam Edecek…


Ene’l Hakk
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ALEVİLİK İSLAM DEĞİLDİR (2)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Genel Konular :: Serbest Kürsü-
Buraya geçin: